Tarih Belgeselleri KATEGORİ SAYFASI

Firavunların Sırları Belgeseli İzle

National Geographic tarafından hazırlanan Firavunların Sırları belgeseli sizlerle. İyi seyirler.

Yeraltı Şehirleri İstanbul Belgesel İzle

İstanbul’un her bir bölgesi tarihi cennet. Bu bölgelerde yer altındaki tarihi kalıntıları tahmin edebilirsiniz. Çoğu tarihi kent çoktan kazılmıştır. Oysa İstanbul birazcık kazılmıştır. İşte belgeselin amacı bu.Kentin üzerinde gizli kalmış tarih katmanlarını soymak… History Channel’dan Yeraltı Şehirleri İstanbul belgeseli sizlerle. İyi seyirler  

BBC – İlk Yaşam: Bölüm – 2

Bir maceraperest “İlk Yaşamı” araştırmaya ve bu yaşamı bizlere sunmaya çalışıyor. Bu maceraperest ve yardımsever insan David Attenborough’tan başkası değil! BBC Kanalının desteği ile “İlk Yaşam” adlı belgeselin ilk bölümünü çekmeye başlayan David, belgeselin devamı olan ikinci bölümü de çekeceğinin sinyallerini veriyor.  Buzullara, çöllere yolu düşüyor. Metin yazarı ve anlatımcı olarak da belgesele renk katıyor. Ve  500 milyon yıl öncesine gidip o günün canlıları hakkında araştırma yapıyor..  

BBC – İlk Yaşam: Bölüm – 1

Bir maceraperest “İlk Yaşamı” araştırmaya ve bu yaşamı bizlere sunmaya çalışıyor. Bu maceraperest ve yardımsever insan David Attenborough’tan başkası değil! BBC Kanalının desteği ile “İlk Yaşam” adlı belgeselin ilk bölümünü çekmeye başlayan David, belgeselin devamı olan ikinci bölümü de çekeceğinin sinyallerini veriyor.  Buzullara, çöllere yolu düşüyor. Metin yazarı ve anlatımcı olarak da belgesele renk katıyor. Ve  500 milyon yıl öncesine gidip o günün canlıları hakkında araştırma yapıyor..  

Turk Basın Tarihi Belgeseli

Dünyada ilk baskı aracının, Gutenberg (1394 veya 1399 – 1468) tarafından Almanya’nın Strasburg kentinde 1440 yılında gerçekleştirildiği kabul edilir. Günümüze kalan bilgilere göre Gutenberg, 1448′de Kırkiki Satırlı adı da verilen Kutsal Kitap’ın basımını tamamladı. Ancak ortağı, aralarındaki parasal anlaşmazlık nedeniyle mahkemeye başvurunca, bu ilk basılmış kitabı yaratıcısının elinden aldılar. Gutenberg’in bu olağanüstü buluşu, Bayezid II (salt. 1481 – 1512) döneminde Osmanlı ülkesine girdi. İlk Osmanlı basımevini, Musevi asıllı Osmanlı yurttaşları David ve Samuel Nahmes kardeşler 1494′te kurdular. Osmanlı ülkesinde kurulan bu ilk basımevinde baskısı yapılan ilk kitap da Musa’nın Beş Kitap’ıdır. Ardı sıra 16. yüzyılın başlarından itibaren Selânik, Edirne ve Halep’te de, yine Musevi Osmanlı yurttaşları tarafından kurulan baskı makineleri (basımevleri) çalışmaya başladı. Daha sonra 1567′de Ermeni ve hayli gecikmeyle 1627′de de Rum Osmanlı yurttaşları, ilk baskı makinelerini çalıştırdılar. 1494′te Nahmes kardeşlerin Osmanlı ülkesindeki ilk basımevini kurmalarından, 1727′de İstanbul’da ilk Türkçe baskı yapan makinenin çalışmaya başlamasına değin geçen yaklaşık 233 yıl içinde, gayrimüslim Osmanlı yurttaşları veya yabancı misyonlarca işletmeye açılan basımevi sayısının 37 olduğu sanılmaktadır. Ancak bu basımevlerinde herhangi bir Türkçe metin basılmamıştır. Bunda en önemli etkenin, Osmanlı ülkesinde yaşamını “yazıcılık”la kazanan onbinlerce kişinin direnişi olduğu öne sürülür. Öte yandan yazıcılar dinî metinler de yazmakta olduklarından, şeyhülislâmlık orunu ve medreselerce de korunmakta idiler. XVIII. yüzyılın başlarına gelindiğinde, sürekli gelişen batı uygarlığı karşısında her geçen gün daha da geri kalmakta olan Osmanlı’nın, çağdaşlaşma ve batılılaşma eğilimleri giderek güçlenmekteydi. Artık Osmanlı da Batı’ya ayak uydurmak zorundaydı, bu kaçınılmazdı. Nitekim Macar asıllı Müslüman Osmanlı yurttaşı İbrahim Müteferrika (1674 – 1761) ve Paris sefiri Yirmisekiz Mehmet Çelebi’nin oğlu Sait Efendi’ye ( ? -1761), 1726 yılında Türkçe baskı yapacak bir basımevi kurma izni verildi. Bu izin, elyazmacıların ve bu işten çıkarı olanların protestolarına yol açtıysa da, dönemin sultanı Ahmet III ile (salt. 1703 – 1730) “Lâle Devri”nin ünlü yenilikçi veziriâzâmı Nevşehirli İbrahim Paşa, bu kesimlerin yoğun direnişlerine karşı koydular ve basımevinin kurulmasını desteklediler. Böylece Osmanlı ülkesinde, Müslüman Osmanlı yurttaşlarının sahibi olduğu ilk basımevi, dinî yayınlar basmama koşuluyla 14 veya 16 Aralık 1727 günü çalışmaya başladı. Bundan iki ay sonra da Vankulu Lûgati adıyla bilinen ilk kitabını bastı. İlk gazeteler Osmanlı ülkesinde yayımlanan ilk gazete, 1795 yılı ortalarında İstanbul’daki Fransa elçiliğinin Fransız devrimini yansıtmak amacıyla kısa süre çıkartmış olduğu Bulletin Nouvelles’dir (Haberler bülteni). Bu gazete, elçilik tarafından bastırılmaktaydı. Ancak devrim yandaşlarının İstanbul’da yayımladıkları bu gazetenin bir karşıtı da -yani karşıdevrimcilerin, kralcıların yayın organı da-, Bulleten Nouvelles’in ardından bir başka önemli Osmanlı kenti olan İzmir’de yayın yaşamına girdi. Spectateur Oriental (Doğu gözlemcisi) adlı bu gazete, devrim sonrasında Fransa’dan kaçmak zorunda kalan Alexander Blacque tarafından çıkarılmaktaydı. İzmir’de 1824 ve 1828 yıllarında da, lövantenlerin çıkarlarını savunan başka iki Fransızca gazete daha yayımlanacaktır. İlk Türkçe gazeteler Osmanlı döneminin ilk Türkçe gazetesi, yenilikçi padişah Mahmut II (salt. 1808 – 1839) öncülüğünde, İstanbul’da yayın yaşamına giren Takvim-i Vekayi’dir. Birinci sayısı 11 Kasım 1831′de basılan bu gazete resmî nitelikteydi. Amacı, devlet görevlileri ve aydınlar başta olmak üzere, Osmanlı yurttaşlarına olayların gelişimini resmi görüş doğrultusunda yansıtmak ve devlet işleriyle ilgili duyurularda bulunmaktı. Zaman içinde tam anlamıyla bir “resmî gazete” niteliğini kazanan Takvim-i Vekayi, Osmanlı Devleti’nin sona erdiği 4 Kasım 1922′ye değin yayın yaşamını sürdürdü. Günümüzdeki Resmî Gazete, bunun ardılıdır. İstanbul’da ilk Türkçe özel gazete, William Churchil adlı bir İngiliz tarafından çıkarıldı. 3 Temmuz 1840′tan itibaren yayımlanmaya başlanan bu gazetenin adı Ceride-i Havâdis’tir (Haberlerin gazetesi). Önceleri tirajı 300 dolayında olan gazetenin sahibi Mr. Churchill’e, Osmanlı Devleti 2.500 kuruş aylık bağlamıştı. 1856′daki Kırım Savaşı sırasında, gazetenin tirajı 10.000 dolaylarına ulaşmıştı. Osmanlı ülkesinde Müslüman Türk Osmanlı yurttaşları tarafından yayımlanan ilk özel gazete ise Tercüman-ı Ahval (Durumların yansıtıcısı) adını taşır. 21 Ekim 1860′ta birinci sayısı baskıdan çıkan bu gazetenin sahibi, devletin görevli memuru olarak Paris’te bulunduğu sırada, basının, toplumların gelişmesindeki önemli katkısını kavrayan Osmanlı aydını Agâh Efendi’dir. Fransa’dan döndükten sonra, kendi ülkesinde yalnızca yabancılarla gayrimüslimlere ve devlete basın yayın olanağı tanınmasına karşı savaşıma girişen Agâh Efendi, bu durumun değiştirilmesi için verdiği ilginç dilekçesinde, “yabancıların bile gazete yayımlayabildikleri bir ülkede, kendi yurttaşlarına gazete çıkarma hakkının neden tanınmadığını” sormaktaydı. Agâh Efendi’den bir yıl sekiz ay sonra, bir başka Avrupa görmüş Osmanlı aydını, ozan ve ilk Türk tiyatro yazarı Şinasi, 27 Haziran 1862′den itibaren Tasvir-i Efkâr (Düşünlerin betimi) adını verdiği gazetesini çıkarmaya başladı. Bunu başka gazeteler izledi.

İzlenme : 1.459

Kral Artur: Efsane mi Gerçek mi ?

Tarihçiler başlangıçta yüzyıllar boyunca Kral Arthur’un gerçekten yaşamadığını, sadece bir efsane olduğunu düşündüler. Ancak bu efsanenin çıkış noktasında, kendi kişisel tutkularıyla halkına hizmet arzusu arasında sıkışıp kalmış gerçek bir kahraman vardı. Roma İmparatoru Marcus Aurelius tarafından Britanya’ya gönderilen Arthur’un, tek amacı bir an önce Britanya’dan ayrılmak ve Roma’nın barış ve huzurlu ortamına dönmekti. Ancak geri dönüş yolculuğuna çıkmadan önce son bir görev üstlendi. Yuvarlak Masa Şovalyeleri olarak bilinen yardımcıları Lancelot, Galahad, Bors, Tristan ve Gawain ile birlikte Britanya’da son bir kurtarma operasyonu yapmaları gerekiyordu. Roma’nın geri çekilişi sonrasında Britanya’da boşluğu dolduracak bir lidere ihtiyaç olacaktı. Bu yeni lider, ülkesini işgalci Saxonlar’ın tehdidine karşı savunmakla yetinmeyip adayı yepyeni bir döneme taşıyacak çapta olmalıydı. Eski düşmanı Merlin ile cesur yürekli Guinevere’nin desteğini alan Arthur, tarihin akışını değiştirecek gücü kendisinde buldu

İzlenme : 1.908

Hititler

Hititler, tarihte Anadolu’da devlet kurmuş bir uygarlıktır. Hint-Avrupa dil ailesi’ne dahil bir dil konuştukları için Hint-Avrupa kökenli bir topluluk olduğu kabul edilmektedir. M.Ö. 2000 yıllarında Anadolu’ya göç ederek yerli Hatti Beylikleri üzerinde hakimiyet kurdukları bilinmektedir.Anadolu Yarımadası 1500 yıl boyunca Hatti Ülkesi olarak bilindi. Bu ad o kadar yerleşmişti ki Anadolu’yu istila eden Hititler bile yeni yurtlarından söz ederken Hatti Ülkesi deyimini kullanmışlardır. Oysa sonradan yine tabletlerden öğrenildiğine göre, söz konusu Hind-Avrupalı halk kendini Nesice konuşan Nesililer olarak anıyordu.Türkçe’de ise önceleri Eti sözcüğü kullanıldı, şimdi ise Hitit deyimi yerleşmiştir.Tarihteki ilk kralları Kuşşara kralı LeonUgur’dır. İlk yerleşim yerleri ise Hattuşaş’dır.Çivi yazısını buldukları ve belgelerini çok iyi arşivledikleri bilinmektedir.Türk yapımı bu belgeseli izlerken Hititlerin gizemli dünyasını da keşfedeceksiniz

İzlenme : 2.642

Türk Denizcilik Tarihi

II. yüzyıldan itibaren Anadolu’ya akmaya başlayan Türkler, burada hakimiyet stratejilerini değiştirdiler. Üç tarafı denizlerle çevrili bu coğrafyada tutunmanın denizlere hakim olmakla mümkün olacağını da anlamakta gecikmediler. Akdeniz ve Karadeniz sahillerindeki şehirleri ele geçiren hakanlar kendilerini iki denizin sultanı olarak adlandırdılar. Osmanlı Devleti’nin Rumeli’ne geçmesiyle denizlerde hakimiyet pekişti. Yüzyıllar boyunca Karadeniz bir Türk gölü oldu, Akdeniz hakimiyet altına alındı. En son boğazlara saldıran düşman gemileri Çanakkale’nin soğuk sularına gömüldü. Yüzyıllar boyunca bir çok büyük Türk denizcisi yetişti. Çaka Bey, Aydınoğlu Umur Bey, Oruç Reis, Barbaros, Hayrettin Paşa, Hızır, Piri Reis, Turgut Reis bütün dünyanın tanıdığı denizcileridir.Bu belgeselde, yaklaşık bin yıllık Türk Deniz Tarihi anlatılıyor.

İzlenme : 1.634

Hadrian Duvarı Belgeseli

Hadrian Duvarı , romalılarla uygurlaşma çabaları ile dünyanın bir ucundan diğer ucuna iz bıraktı. Rüzgar kışın kuzeyden esmeye başlıyordu.Her zaman yakınlarda bir yerlerde cezalanmayı bekleyen düşman kabileye karşı bu sefer Akdeniz askerlerinin en gözde görevi olmayacaktı. Fakat burada bu duvarda Roma’yı korumak için ayakta durmak zorundalar.Romalılar bu duvardan ne bulundukları bölgeyi nede daha uzağı görebilir.Bu duvar ülkenin diğer ülkelere geçişini sağlar.Duvar ülkenin diğer tarafında kalan uygarlığın eskimiş ve düşük refah seviyesine sahip olduğunu ve bu hattın gerisinde sadece barbarların yaşadığını göstermek için belirtildi.

İzlenme : 931

Gümüş Firavun’un Sırrı

Mısırın el değmemiş hazineleri ve kalıntılarını ortaya çıkarmak için bilim adamları keşife çıkıyor.Bugün incelenen bu hazineler ve kalıntılar yeniden inceleniyor.Firavundan geriye kalanlar yeniden inceleniyor.Şubat 1940 Adolfhitler avrupada yıldırım harekatını başlatıyor.Yakında tüm dünyayı saracak olan bir vahşetin ilk darbesi.Mısır , şimdilik savaş alanlarından uzakta. Nil nehrinin kenarında bir fransız arkeolog on yıldan uzun bir süredir kazı yapıyor.Savaş onlara ulaşmadan işlerini bitirmek için zamanla yarışıyorlar. Arşatırmalarında buldukları ipuçlarını belgeselimizin devamında… İyi seyirler.